Oyunu Anlamak · 03


Hep Kötü Karakter Olmak İsteyen Çocuk

"Sen prenses ol, ben cadı olacağım." "Ben ejderhayım, seni yakacağım." "Bu sefer ben hırsız olayım." Çocuğunuz kahramanı size bırakıp ısrarla kötüyü seçtiğinde akla gelen soru hep aynı: "Neden iyiyi değil de kötüyü oynamak istiyor?" Cevap, kötülükle değil, çocukluğun en temel meselesiyle ilgili: güçsüz olmanın nasıl bir şey olduğuyla.

Çocuk olmak, sürekli küçük olmaktır

Çocukların günü büyük ölçüde başkalarının kararlarıyla geçer: ne zaman kalkacağı, ne yiyeceği, nereye gideceği, ne zaman uyuyacağı. Bir çocuğun dünyasında her yetişkin daha uzun, daha hızlı, daha bilgili ve daha yetkilidir. Bu, sevgi dolu bir evde bile arada bir yorucu bir konumdur.

Oyundaki "kötü karakter" bu denklemi tersine çevirir. Cadı korkutur, ejderha ateş püskürtür, canavar kuralları koyar. Çocuk, birkaç dakikalığına da olsa, dünyanın en güçlü tarafında durur. Kötü karakteri seçmek çoğu zaman kötülüğe duyulan bir ilgi değil, güce ve kontrole duyulan çok normal bir meraktır.

Bu rolün çocuğa kazandırdıkları

  • Güç deneyimi: Gerçek hayatta hiç sahip olmadığı "kararı ben veririm" hissini güvenli bir kurguda yaşar.
  • Korkuyu evcilleştirme: Korktuğu şeyi oynamak, korkuyu küçültmenin en eski yollarından biridir. Canavarı oynayan çocuk, canavardan biraz daha az korkar.
  • Ahlaki muhakeme provası: Kötüyü oynayan çocuk aslında iyinin ve kötünün sınırını çiziyordur. "Şimdi kötüyüm" demek, kötünün ne olduğunu bildiğini gösterir.
  • Yasak duyguları sınama: Öfke, kıskançlık, yıkma isteği... Bir karakterin arkasında bunları hissetmek, "ben kötü biriyim" suçluluğu olmadan denemeyi mümkün kılar.
  • İlişkiyi test etme: "En kötü hâlimle bile beni sever misin?" sorusu, çocuğun size yönelttiği sessiz ama önemli bir sorudur.
Eve dönecek olursak

Çocuğunuz kötüyü oynarken siz de rolü ciddiyetle oynarsanız — korkmuş gibi yapın, kaçın, teslim olun — çok değerli bir mesaj vermiş olursunuz: "Senin güçlü hâlin beni yıkmıyor, ilişkimiz buna dayanıyor."

Ne zaman izlenmeye değer?

Kötü karakter oynamak neredeyse her çocukta görülür ve tek başına hiçbir şeyi göstermez. Şu işaretler bir arada ve süreklilik gösteriyorsa dikkate değer olabilir:

  • Rol hiç değişmiyor: çocuk aylardır yalnızca kötüyü oynuyor, iyiyi ya da kurtarılanı hiç deneyemiyor.
  • Oyunda hiçbir zaman onarım, kurtarma ya da barışma yok; her sahne yıkımla bitiyor.
  • Oyunun tonu keyifli bir heyecandan çok, gerçek bir öfke ya da acımasızlık hissi taşıyor.
  • Kötü karakter rolü oyundan taşıp gerçek ilişkilere sızıyor: arkadaşlarını sürekli korkutma, kardeşine kasıtlı zarar verme.
  • Çocuk oyun dışında da kendini "kötü çocuk" olarak tanımlıyor ("ben zaten kötüyüm", "beni kimse sevmez").

Son madde özellikle önemlidir: rolün oyunda kalması sağlıklıdır, kimliğe dönüşmesi ise üzerinde durulmayı hak eder.

Ebeveyn olarak ne yapabilirsiniz?

  • Rolü yargılamayın. "Neden hep kötü oluyorsun, iyi bir şey oyna" cümlesi, çocuğa duygularının bir kısmının kabul edilmediğini hissettirebilir.
  • Verilen rolü oynayın. Prenses olmanız istendiyse prenses olun. Çocuğun kurduğu dünyada onun kurallarına uymak, oyunun taşıdığı tüm işlevi mümkün kılan şeydir.
  • Onarıma kapı aralayın, dayatmayın. Uygun bir anda "Bu ejderha bazen yorulup uyuyor mu?" gibi bir teklif, sahneye yumuşama ihtimali taşır. Reddedilirse ısrar etmeyin.
  • Rol ile kimliği ayırın. Oyun bitince kısa bir cümle yeter: "Çok korkutucu bir ejderhaydın! Şimdi yine benim çocuğumsun."
  • Gerçek sınırı koruyun. Oyunda her şey serbesttir; gerçek acıtma serbest değildir. Bu ayrım net kaldığı sürece kötü karakter oyunu bir sorun değil, bir kaynaktır.

Ne zaman profesyonel görüş düşünülebilir?

Yukarıdaki işaretler haftalarca sürüyor, çocuğun günlük yaşamını (arkadaşlık, okul, aile içi ilişkiler) zorluyor ve yumuşamak yerine yoğunlaşıyorsa bir uzmandan görüş almak yararlı olabilir. Oyun terapisi, tam da bu tür temaların eğitimli bir eşlikçiyle, çocuğun kendi hızında çalışılabildiği bir yaklaşımdır.

Hatırlatma: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da kişiye özel değerlendirme yerine geçmez. Oyunda seçilen hiçbir rol, çocuğun karakteri ya da geleceği hakkında bir öngörü sunmaz.

Sık merak edilenler

Kötü karakter oynaması ileride saldırgan olacağı anlamına gelir mi?

Hayır. Oyundaki rol seçimi ile gelecekteki kişilik arasında böyle doğrudan bir bağ kurulamaz. Oyun, kişiliğin habercisi değil; duyguların prova alanıdır.

Ben kötü karakter olmak istemiyorum, zorunda mıyım?

Hayır — ama genellikle çocuk zaten kötüyü kendine ister, size iyiyi verir. Size zor gelen bir rol dayatıldığında dürüst ve sakin olabilirsiniz: "Ben canavar olmayı sevmiyorum ama korkmuş köylüyü çok iyi oynarım." Alternatif sunmak, reddetmekten farklıdır.

Oyun sırasında gerçekten canımı acıtıyor, ne yapmalıyım?

Sınırı net ve sakin koyun: "Ejderha ateş püskürtebilir ama vurmak yok. Vurmak olursa oyuna ara veririz." Sınır oyuna değil, gerçek zarara konur; bu ayrımı korumak çocuğun oyun alanını da korur.

İlgili bağlantılar

Uzman Psikolojik Danışman Batıkan Polat profil görseli
Uzman Psikolojik Danışman Batıkan Polat

Çocuklar, ebeveynler ve ailelerle psikolojik danışmanlık deneyimi bulunan uzman psikolojik danışman.

Diziyi tamamlayın

Temaları okuduysanız, gözleminizi çerçeveleyen pusula yazısına dönmek iyi gelir.

Ebeveynin gözlem çerçevesi